Lokomotif Moskova'ya gideceği konuşulan Burak Yılmaz medyadaki çoğu ismin tahmin ettiği gibi 5 milyon euro karşılığında Galatasaray'a transfer oldu. Tahmin edilmesi zor değildi çünkü Selçuk,Umut gibi Trabzonspor'da beraber oynadığı arkadaşları, Fatih Terim faktörü, şampiyonlar ligi faktörü, sözleşmesindeki serbest kalma bedeli her yönden Galatasaray'ı işaret ediyordu. Bu transferle Sergen Yalçın'la birlikte 4 büyüklerde oynayan futbolculardan oldu Burak. Açıkcası Trabzonspor'daki gibi olağanüstü bir performans beklemiyorum kendisinden büyük maçlardan ziyade anadolu takımlarıyla olan maçlarda daha etkili olur çünkü Trabzonspor'daki gibi herkesin ona endeksli oynadığı bir sistem bulamayacak Galatasaray'da. Yine de yerli oyuncu piyasasında süperligin son yıllardaki en önemli golcüsü olduğu gerçeği sabit mutlaka faydalı olacaktır. Trabzonspor'un son yıllardaki Selçuk-Ceyhun-Umut-Burak gibi başarıyı getirmiş temel oyuncularını Galatasaray'a vermesi de ayrı bir entresan tablo üst sıra takımlarında bu denli transferler alışılagelmiş bir durum değil. Burak deyince hep aklıma Antalyaspor'dan Beşiktaş'a geldiğinde ondaki potansiyeli gören ve genç yaşında ona formayı teslim eden Jean Tigana gelir. Tigana ondaki potansiyeli ne kadar gördüyse Fenerbahçe macerasında Aragones de o kadar görmezden geldi. En sonunda patlama yapmasını ve sınıf atlamasını şüphesiz Şenol Güneş sağladı. Bakalım Fatih Terim'in elinde Burak neler yapacak?
12 Temmuz 2012 Perşembe
Burak Yılmaz Galatasaray'da
Lokomotif Moskova'ya gideceği konuşulan Burak Yılmaz medyadaki çoğu ismin tahmin ettiği gibi 5 milyon euro karşılığında Galatasaray'a transfer oldu. Tahmin edilmesi zor değildi çünkü Selçuk,Umut gibi Trabzonspor'da beraber oynadığı arkadaşları, Fatih Terim faktörü, şampiyonlar ligi faktörü, sözleşmesindeki serbest kalma bedeli her yönden Galatasaray'ı işaret ediyordu. Bu transferle Sergen Yalçın'la birlikte 4 büyüklerde oynayan futbolculardan oldu Burak. Açıkcası Trabzonspor'daki gibi olağanüstü bir performans beklemiyorum kendisinden büyük maçlardan ziyade anadolu takımlarıyla olan maçlarda daha etkili olur çünkü Trabzonspor'daki gibi herkesin ona endeksli oynadığı bir sistem bulamayacak Galatasaray'da. Yine de yerli oyuncu piyasasında süperligin son yıllardaki en önemli golcüsü olduğu gerçeği sabit mutlaka faydalı olacaktır. Trabzonspor'un son yıllardaki Selçuk-Ceyhun-Umut-Burak gibi başarıyı getirmiş temel oyuncularını Galatasaray'a vermesi de ayrı bir entresan tablo üst sıra takımlarında bu denli transferler alışılagelmiş bir durum değil. Burak deyince hep aklıma Antalyaspor'dan Beşiktaş'a geldiğinde ondaki potansiyeli gören ve genç yaşında ona formayı teslim eden Jean Tigana gelir. Tigana ondaki potansiyeli ne kadar gördüyse Fenerbahçe macerasında Aragones de o kadar görmezden geldi. En sonunda patlama yapmasını ve sınıf atlamasını şüphesiz Şenol Güneş sağladı. Bakalım Fatih Terim'in elinde Burak neler yapacak?
1 Temmuz 2012 Pazar
Fenerbahçe Ülker & Pianigiani
Fenerbahçe Ülker Neven Spahija yönetiminde geçen iki kayıp yıldan sonra bu sene iddialı bir konuma gelmek için hamle yaptı. Ettore Messina ismiyle taraftarlarını heyecanlandırdılar ancak başarılı koçun Cska Moskova'ya gitmesiyle ilk adaylar arasında adı olmayan Siena koçu Simone Pianigiani ile anlaşıldı. Pianigiani 6 yıldır İtalya liginde şampiyonluğa ambargo koymuş bir isim bu transferdeki handikap kendisinin ilk kez İtalya dışında çalışacak olması. Açıkcası başarısız geçen iki yıl sonrası bu riski almak ne kadar doğru oldu emin değilim. Türkiye piyasasında boşa çıkmış olan Oktay Mahmuti'yle anlaşmak daha akılcı olabilirdi. Bunların dışında başarının en önemli diğer unsuru da oyuncu transferi. Mirsad Türkcan'a jübile teklif edilmesine akıl sır erdilecek gibi değil. Bir iki yıl daha ekonomik sürelerde oynatldığında üst düzey katkı verecek bir isim. Engin Atsür'ün Galatasaray'a kaptırılması ayrı bir eksi. İki yıl sakatlıklarla boğuşan ve doğru düzgün katkı alınamayan Engin tam düzelmişti ki takımdan ayrıldı. Yerli kalitesini üst düzeyde tutmak açısından büyük eksiklik olacak. Kaya Peker gibi yararından çok zararı olan bir isimle neden sözleşme uzatılmak isteniyor bu da ayrı bir soru işareti tabii. Yabancı transferinde Bo Mccalebb ismi geçiyor maliyeti oldukça yüksek bunun yanında Sato'nun da imzaya yakın olduğu haberleri var. Zaten iyi yerli oyuncu bulmanın zor olduğu ortamda ne kadar iyi yabancılar olursa takımın kalitesi aynı oranda artar. Pianigiani'nin yeni serüveninde karşısında Kunter'li Beşiktaş Ataman'lı Galatasaray ve Mahmuti'li Efesle işi hiç kolay olmayacak bunun yanında Euroleague'de başarı beklentisini de ekleyince çok iyi bir takım kurması gerektiğini kendi de biliyor olmalı. Bakalım başarısını yurtdışına da taşıyabilecek mi?
14 Şubat 2012 Salı
Ruhsuz
Kaç haftadır kazansa da kaybetse de futbol olarak tatmin etmeyen Fenerbahçe'de artık Aykut Kocaman'ın tercihleri göze batmaya başladı. 3 günde bir maç oynamanın yorgunluğu Alex'in verimini azaltırken yıllardır Alex'e alternatif yaratamama sorunu tekrar su yüzüne çıktı. Diğer sorun da Emre ve Gökhan Gönül dışında hem yetenekli hem de ruhunu katarak oynayan futbolcu olmaması. İkisinin birden yokluğunda bugün Karabük sahasında ruhsuz 11 Fenerbahçeli gördük. İyi günündeki Volkan, Alex, Emre, Gökhan olmadan diğer oyuncular havaya giremiyor sanki. Zaten Cristian, Topuz gibi yetenekleri sınırlı oyunculardan orta sahada top yapmasını beklemek işler ters gittiğinde çareyi yıllardır ne yaptığı belli olmayan Selçuk'ta aramak hiç gerçekçi değil. Dia takıma geldiğinden beri (en son koşarken sakatlanıp aylarca ortadan kayboldu) bırakın fayda sağlamayı 3 maç üst üste forma giyemedi. Yabancı kontenjanın kısıtlı olduğu koşullarda verim alamadığın yabancıyı kadronda tutmana gerek de yok. Yobo iyiymiş gibi görünse de sürekli sallanıyor. Bilica'ya bile şans geldi geçen senenin görev adamı Bekir kayıp. Hala göremiyorlar ki 4-2-3-1 sisteminin 3'lüsü iyi hücumcu değilse forvetin yalnız kalmaması imkansız. Sow da Kezman'ın Guiza'nın kaderini yaşıyor. Yıllardır Fenerbahçe sağ açığı olmadan oynuyor. Mehmet Topuz içe katederek o kanatta Gökhan Gönül'ü hep yalnız bırakıyor. Solda Stoch ekstra işler yaparak bugüne kadar idare etti ama bugün olduğu gibi papaz her maç pilav yemiyor. Türkiye'de büyük takımlar yıllarca hep oyunu rakip sahaya yıkarak büyüklüğünü gösterdi. Dünyadaki 4-2-3-1 furyasını Avrupa kupalarında kullanın ancak güç dengelerinin arasında uçurumlar olan süper ligte 2 defansif ön libero tek forvetle kendi ipinizi çekiyorsunuz. Hele bir de böyle ruhsuz oyuncularınız varsa..
Geri Dönüşlerinin Hastasıyız Balkes!
Balıkesirspor ya tamam ya devam maçında 2.lig beyaz grubun lideri Şanlıurfaspor'u Balıkesir'de 3-1 mağlup etti. 17. dakikada yediği golle ilk yarıyı yenik kapatan Balkes ikinci yarıda bu sezon bizi alıştırdığı o muhteşem geri dönüşlerinden birine daha imza attı. 48'de Muhammet Reis 72 ve 88'de Coşkun Yılmaz'ın golleriyle lideri devirdi. Zirveyle puan farkı 3'e indi. Bu 90 dakika maçı bırakmayan takıma taraftara sezon sonu şampiyonluk yakışır..
Don Fabio
Fabio Capello 2008'den beri çalıştırdığı İngiltere milli takımından istifa etti. Zaten orada kendini yazık ediyordu. Don Fabio gibi hep kupa özlemi çeken büyük kulüplere ilaç olmuş bir ismin İngiltere'de bir köşede durması vakit kaybıydı. Yokluğunda İtalya'da milli takım zengin oyuncu rezervine karşın vasat Ranieri, Allegri, Luis Enrique, Conte gibi vasat isimler büyük takımların başında teknik direktörcülük oynuyor.Hiçbiri Capello'nun yanından geçemez. Çünkü o gittiği her yerde şampiyon oldu; Milan, Roma, Juventus, Real Madrid..Belki İngiltere'deki bu ayrılık İtalyan futbolu için Capello'yu tekrar kazanma şansı olur. Kıymetini bilene tabi..
Whitney Houston
and I Will Always Love You der ve sahneyi terkeder..
Micheal Jackson ve Whitney Houston.
I wanna dance somebody..
My love is your love..
Micheal Jackson ve Whitney Houston.
I wanna dance somebody..
My love is your love..
Muhtar Cem Karaca (5 Nisan 1945 - 8 Şubat 2004)
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














