Aykut Kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aykut Kocaman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

20 Mayıs 2013 Pazartesi

Özgür Çek



Önceki gün oynanan Eskişehirspor - Antalyaspor maçına mükemmel bir röveşata golü, bir frikik golü ve bir de asist sığdıran Özgür Çek dikkatleri üzerine topladı.

Aslında Özgür yeni bir isim değil. Fenerbahçe forması giyerken Emre Çolak'lı Mustafa Pektemek'li ümit milli takımın lideriydi. Böylesine önemli bir genç yetenekken Özer Hurmacı'nın transferi için bonservisiyle Ankaraspor'a verilmişti. Ankaraspor'dan Ankaragücü'ne geçişiyle sol kanatta dikkatleri üzerine çekmeye başlamıştı ki hatasını anlayan Fenerbahçe onu tekrar kadrosuna kattı. Pektemek Beşiktaş'ta düzenli oynama şansını bulurken, Emre de Fatih Terim'in elinde yükseliyordu. Özgür ise Fenerbahçe'nin sancılı sol kanadında yeterince şans bulamıyordu. Hatta Aykut Kocaman katıldığı bir programda Özgür'ü oynatamadığı için içinin acıdığından bahsetmişti. Buna rağmen 18'e bile giremeyen Stoch takımda kalırken Özgür ara transferde apar topar Eskişehir'e gitti. Böylesine potansiyelli bir oyuncuyu kiralayıp geri kazanmak varken yine bonservisinin verilmesi Fenerbahçe'nin yıllardan beri tekrar tekrar yaptığı hatadır. Genç oyuncuları parlatma ustası Ersun Yanal'ın Özgür'ün potansiyelini de aktif hala getireceğinden en ufak bir şüphe yoktu ki son maç bunun göstergesi oldu. Özellikle röveşata golü muhteşemdi.

Ersun Yanal'ın direktörlüğünde Özgür Çek'in performansını daha da arttıracağına ve milli takım için de iyi bir alternatif olacağına inanıyorum.


5 Ekim 2012 Cuma

Alex Fenerbahçe Ayrılığı

         

         Uzun süredir kulislerde konuşulan Alex, Fenerbahçe ayrılığı geçtiğimiz hafta gerçekleşti. Bu ayrılık taraftarlar arasında tepkiyle karşılandı. 8 yıldır sarı lacivert formayı giyen daha yeni heykeli dikilmiş bir oyuncuyu apar topar göndermek dışarıdan hiç de şık gözükmedi. Peki Aziz Yıldırım ve Aykut Kocaman'ın bunu göremiyor mu? Elbette görüyorlar. Peki o zaman işin aslı ne bunu konuşmakta fayda var.
         Alex şüphesiz top ayağına çok yakışan seyir zevki veren ve tabelayı değiştiren özel bir futbolcu. Bu artıları kendi eksilerini örtmeye yetse de takım üzerinde yarattığı eksileri çoğu insan göremedi. Son yıllarda Fenerbahçe'de forvetler hep çok ağır eleştirildi. Kezman, Anelka, Guiza bunların hiçbiri bırakın kötü oyuncu olmayı parlak kariyerlere sahip ve önceki kulüplerinde lokomotif oyunculardı. Fenerbahçe'ye geldiklerinde ise bu oyuncuları hep ileride stoperlerin arasında yalnız kalan çaresiz ve etkisiz halde gördük ve yeteneklerini kalitelerini sorguladık, bunlara kötü oyuncu dedik. Aslında Alex ne tam forvet ne de orta saha özelliğinde olduğundan önünde oynayan forvetlerin kaderiydi bu durum. Bunun son örneği de Sow.
         Dünyada rafa kalkan  10 numarayla oynama sistemini terketmek Alex varken mümkün olmuyor bu da Fenerbahçe'ye Avrupa arenasında hayal kırıklığı yaşatıyordu. Bunu Fenerbahçe'nin lehine kullanabilen tek teknik adam Zico oldu. En önemli avantajı hücumu sevmesi ve Alex'in sağında solunda Tümer, Deivid, Tuncay gibi gole yakın isimleri sürekli oynatmasıydı.Sonraki süreçte Alex'in hem yaşının ilerlermesi hem de sağ ve sol kanatta oynayan oyuncuların gol beceresinin düşük olmasıyla Fenerbahçe değil Avrupa'da Türkiye liginde bile bu sistemi işletemez oldu ve anadolu takımlarına bile gol atmakta zorlanan bir yapıya büründü.
         Bu sezona geldiğimizde aslında Alex ilk defa en rahat performans gösterebileceği ortamı bulacaktı. İki kanatta oynayabilecek Krasiç ve Kuyt onu çok rahatlatacaktı. Burada Aykut Kocaman'ın tasarrufudur ve geleceğe yönelik doğru ve gerekli bir adımdır ki Aykut Kocaman Alex'ten daha az dakikada daha çok verimle oynamayı tercih etmiştir. Burada kulübün 8 yıllık oyuncusu ve kaptanı Alex'in üzerine düşen buna saygı duymak ve Manchester United'da Giggs'in, geçen sezon Juventus'ta Del Piero'nun yaptığı gibi yedek kalmayı kendisine problem etmeden takım için egosunu törpülemekti.
         Peki Alex ne yaptı? Sosyal medyadan huzursuzluk yarattı. Kulüp, başkan, teknik direktör, sistem ve anlayış hakkında eleştiriler yapmaya başladı. Avrupa'da başarı hedef değil kulübün hedefleri Zico'dan sonra küçüldü gibi sivri açıklamalar yapmaya başladı. Şunu da net söyleyeyim bu ve yaptığı diğer açıklamaların onda birini herhangi bir oyuncu yapsaydı o an kadro dışı kalır kapı dışarı edilirdi. Kendisi uyarıldı fakat tavrını değiştirmedi.
         Futbolda dün yoktur derler. Kim olursanız olun kişiler geçici kurumlar kalıcıdır. 35 yaşında yedek kalmayı sorun etmek Alex'e yakışmadı. Alex benim ölüm bu takımda banko oynar zihniyetini aşamadı. İstatistiklerine katkısına oyunculuğuna asla laf söylemek kimsenin haddine değil. Sadece atlanan detaylara dikkat çekmek gerekiyor. Bizim yere göğe sığdıramadığımız yedek kulübesine dahi koyamadığımız Alex'e 8 yılda bir Avrupa takımından ciddi teklif geldi mi? Sürekli Coritiba, Santos, Palmeiras, Cruzerio gibi takımlarla adı anıldı. Ne zaman oyundan erken çıkarılsa kazara yedek oturtulsa beni Brezilya'dan bunlar istiyor, oynatmayacaksınız giderim kozunu öne sürdü. Bu tavırlar bir takım kaptanına yakışmıyordu artı teknik direktörle de kutuplaşma yaratıyordu. Şüphesiz bu noktada Aykut Kocaman'ın hatası Alex'le yolları sezon bitiminde ayırmamak ya da daha doğru bir dille kulüp ve taraftar baskısını göze alamayıp ayıramamaktı. Kendisi de işlerin bu raddeye geleceğini düşünmediğini basın toplantasında söyledi zaten. Ama ne zaman yedek kalsa Brezilya'ya dönme kozunu ortaya süren Alex'in, Aykut Kocaman'ın sezon başındaki Alex'i ekonomik kullanacağız açıklamasından sonra huzursuz olacağını tahmin etmek hiç de zor değildi.
         Sonuçta olan oldu ve Alex, Fenerbahçe ayrılığı yaşandı. Bundan sonraki süreçte top Aykut Kocaman'a geçti. Artık başarılı olmak zorunda aksi istifaya sürükler çünkü üzerine artık Alex'i gönderen adam baskısı da var. Alex ise artık eleştiriyi bırakmalı kulübe zarar vermemeli ve çok sevildiği Fenerbahçe camiasında heykeli dikilen adama yakışır biçimde imajını korumalı.
         Basına dair bir dipnot düşmem gerekiyor. 3 Temmuz sürecinde yıkılmayan Fenerbahçe'yi basın Alex üzerinden vurma çabasında gözüktü bu hafta. Türkiye gündeminde savaş gibi birçok önemli konu varken M.Ali Birand ve Cüneyt Özdemir gibi habercilerin Alex niye böyle gitti diye program yapmalarında hiçbir mantık göremiyorum. Türkiye'ye Uefa kupası getiren Galatasaray'da Hakan Şükür'e, final maçında kolunda sargıyla oynayan Bülent Korkmaz'a jübile dahi yapılmadan kapı gösterildiğinde bugün vefasızlığa vurgu yapan basın neredeydi acaba?



3 Eylül 2012 Pazartesi

Raul Meireles Fenerbahçe'de


Fenerbahçe Chelsea'nin Portekizli milli oyuncusu Raul Meireles'i transfer etti. Söylentilere göre bonservis ücreti 10 milyon euro civarında. Yıldızı Porto'da parlayan daha sonra transfer olduğu Liverpool'da çok iyi bir sezon geçiren Meireles 2011 yılında transferin son günü Chelsea'ye transfer olarak Liverpool'lu taraftarları üzmüştü. Chelsea'de geçen yıl Roberto Di Matteo'nun başa gelmesiyle ilk onbirde daha az forma şansı buldu. 
Özellikle ön libero pozisyonunda yıllardır Portekiz'in başarılı bir ekolü var. O meşhur oyunu çift yönlü oynayabilen orta sahalardan Maniche, Tiago ikilisinin ardından milli takımda bayrağı teslim alan oyunculardan biri de Meireles oldu. Ligimizde başarılı performansıyla daha önceki takımlarında hiç olmadığı kadar öne çıkan Fernandes'in de üzerinde milli takımda pozisyonunun önceki gün Tottenham' transfer olan Moutinho ile birlikte ilk tercihi Raul Meireles. Bu açıdan baktığımızda Fernandes'in yıldızlaştığı bir ligte Meireles'ten daha fazlasını beklemek hiç de aşırı bir beklenti olmayacak.
Fenerbahçe Avrupa çapında isim yapmış ve üst düzey takımlarda oynamış bir orta sahayı kadrosuna kattı. Henüz takıma adapte olmamış bir Krasiç, yavaş yavaş forma giren bir Sow da var. Bu alternatifli kadroda tek sıkıntı Avrupa maçlarında defansta yaşanır. O da Yobo yerine Kjaer veya onun gibi üst düzey bir stoperin transfer edilememesinden kaynaklı bir sorun aslında. İşin Alex-Aykut Kocaman'lı gerilimine dönersek, Meireles transferinden sonra bu takım çok net Alex'siz de oynar taşları doğru yere koyarsanız daha bile hücumcu ve hızlı bir takım haline gelir. Artık top Aykut Kocaman'da daha vasat kadroyla Şampiyonlar Ligi'nde Chelsea'yi elemenin eşiğinden dönen bir Fenerbahçe'yi bu imkanlarla Avrupa Ligi'nde zirveye oynatmalı. Bunun için de acilen temkinli adı altındaki korkak futboldan vazgeçmeli. Unutulmasın ki Türk takımları başarıyı hep yediğinden fazlasını atarak kazandı bizim mental futbol anlayışımızın savunma futboluyla örtüşmediği apaçık ortada. Aykut Kocaman da takımı ileride baskı kuran bir sisteme sokamaz ve elindeki bu güçlü kadroya rağmen başarısız olursa hiçbir bahanenin arkasına sığınamaz.

26 Ağustos 2012 Pazar

Alex Mi Kocaman Fenerbahçe Mi?

Günlerdir Alex, Aykut Kocaman gerginliği tartışılıyor. Öncelikle belirtelim ki twitterdaki mesajları herhangi bir Türk oyuncu yazsa kesinlike kadro dışı kalır veya para cezası alırdı. Bu konuda Aziz Yıldırım sonuna kadar haklı. Şüphesiz ki Alex Fenerbahçe efsanelerinden biridir ancak hiçbir isim Fenerbahçe'nin üzerinde değildir. Burdaki hata Aykut Kocaman'ın transfer stratejisini kafasındaki kararlarla paralel yürütememesidir. Alex 40 yaşına kadar Fenerbahçe'yi sırtlayacak değil bununla beraber Türkiye'deki üstün performansı yanında Avrupa kupalarındaki çoğu maçta beklenenden uzak olduğu da görülmek istenmese de bir gerçek. Bunları gören bir Aykut Kocaman nasıl olur da transferde kafasındaki hızlı futbolu oynayacak orta sahalar transfer etmez işte insanın aklı bunu almıyor. Alex yedek kalabilir kadroya giremeyebilir ancak yerine Selçuk, Cristian gibi kapasitesi düşük oyuncular oynatılırsa taraftar da haklı olarak tepki gösterir. Orta sahayı iki yönlü oynayan oyuncularla zenginleştirselerdi Alex tercihi bu kadar dikkat çekmeyecekti.
Son durumda Alex de taraftar da Aykut Kocaman da huzursuz. Kilit maç Spartak Moskova. Fenerbahçe şampiyonlar ligine kalırsa Alex'in yerine yeni bir transfer gelebilir gibi gözüküyor. Şampiyonlar ligi olmasa bile araya giren bu soğuk rüzgarlar bile Alex Fenerbahçe ayrılığı getirebilir. İşlerin bu noktaya gelmesi transfer döneminin son günlerinde bu konuların konuşulması, takım yapısının değiştirilmesi büyük bir planlama hatasıdır. İnsan ister istemez sorguluyor bu hazırlık kampları ne işe yarar?

13 Ağustos 2012 Pazartesi

Galatasaray: 3 - Fenerbahçe: 2

Süper Kupa  Fenerbahçe'yi 3-2 yenen Galatasaray'ın oldu. Geçen yılı kupayla kapatan Galatasaray yeni sezona da kupayla başlamış oldu. Büyük maçlarda birebir kadro kıyaslamalarından ziyade teknik direktör kalitesinin ne kadar fark yarattığını çok net görüyoruz. Geçen sene büyük takımların tek forvetle oynamasından yaşadığı sıkıntıyı gözlemleyerek iki forvetle ileride baskı kuran siteme dönen Fatih Terim şampiyonluğu yakalamıştı. Aykut Kocaman ise korkak oyun tarzında ısrarcı olarak yanlışından dönmüyor. Dünkü maçta son yarım saati 10 kişi oynamasına rağmen Galatasaray'ın geriye çekilmedi, önde baskı kurarak gol pozisyonlarına girdi ve maçı kazandı. Biz Türk takımları olarak, Türk futbolcu mantalitesi olarak savunma futboluna yatkın ve bu konuda becerikli değiliz. Bu nedenle de milli takımlarda ve kulüp takımlarında başarılı olduğumuz dönemlerde hep yediğimizden fazlasını atan yürekli ve coşkulu futbol oynayan ekipler oluşturmuştuk. Bu gerçeği Aykut Kocaman'ın görememesi Fenerbahçe'yi uzun süredir futbolundan tat alınmayan ve büyük maçların küçük takımı kisvesine sokuyor. Bu yanlıştan bir an önce dönmesi şart. Maça dönecek olursak son dakikada kupayı Galatasaray'a getiren penaltı pozisyonu şayet Galtasary'ın ikinci golünden önce Kuyt'a yapılan faul verilseydi bugün bu kadar çok konuşulmayacaktı. Sıkıntı şu ki Kuyt'a yapılan hareketi  faul olarak değerlendirmeyen hakemin benzer pozisyonda penaltıyı çalmasıydı. Bunun dışında maçın diğer bir önemli anı maç başından beri ortamı germeye çalışan ve Şenol Güneş gibi bir sabırtaşını bile zamanında çatlatmış Engin Baytar'ın hakemin yakasına yapışmasından dolayı aldığı kırmızı karttı. Engin mental problemlerini yıllardır aşamadı ve bu konuda hiçbir çaba göstermiyor. Üst düzey bir yetenek de olmadığı için kendi kaybedecek. Daha önce hakemi çekiştirdiği için 12 maç ceza alan Bülent Ataman'dan sonra Engin'e kaç maç ceza gelecek merak ediyorum.
Galatasaray Fatih Terim'in gelişiyle yakaladığı korkmadan rakibinin üzerine giden felsefeyle Süper Kupa'ya uzandı. Fenerbahçe ise bu kayıplardan artık ders çıkarmalı Aykut Kocaman'ın artık mantalitesini değiştirme zamanı geldi de geçiyor. Aksi halde Spartak Moskova maçları da hüsran yaratır.

10 Ağustos 2012 Cuma

Fenerbahçe Spartak Moskova'yla Eşleşti

Fenerbahçe Şampiyonlar ligi ön eleme turunda Spartak Moskova'yla eşleşti. Muhtemel rakipler içinde en zoru çıktı diyebiliriz. Spartak Rusya liginde üçte üç yaparak liderlik koltuğuna oturdu. Hazır bir takımla oynamanın dezavantajını yaşayacak Fenerbahçe. İşe iyi tarafından bakacak olursak favori gözüktüğü takımlara karşı üstünlük sağlayamayan Fenerbahçe ciddi bir rakip karşısında oynayacağı için tura daha sıkı sarılacaktır. Yobo ve Krasiç'in takıma girmesi olumlu hava yaratacaksa da Vaslui'nin tek pasla geçtiği Cristian'lı orta sahayı Spartak delik deşik eder. Stoperlerin önündeki iki ön libero savunmayı ve pasları çok iyi yapmalı çünkü Spartak'ın Brezilyalı forvetleri Welliton ve Ari Vaslui oyuncuları gibi gol kaçırmada cömert davranmaz. Emenike benim fazlasıyla overrated bulduğum bir oyuncu ama açık alan bulursa o da tehlike yaratır. Hücuma yönelik orta sahaları eski Celtic'li McGeady de özellikle dikkat edilmesi ve durdurulması gereken bir isim. Göbekteki oyuncuları Alkmaar'dan tanıdığımız De Zeeuw ve Brezilyalı Carioca da dirençli bir ikili oluşturuyor. Adı yıllarca Galatasaray'la anılan Kallström'ü de yeni kadrolarına kattılar.Genel olarak bakınca Avrupa futbolunu bilen oyuncularının fazla olduğunu görüyoruz. Bu da duran toplarda yapılan hatalar ıskalar ve bireysel hataların affı olmayacağı anlamına geliyor. Kontratak futboluna da yatkın hızlı oyuncuları olduğu için İstanbul'daki maç da beklendiği kadar rahat geçmeyecektir. Bu yüzden Rusya'daki ilk maçta Fenerbahçe mutlaka gol bulmalı. Fenerbahçe savunma futbolu oynamayı beceremediği için geriye çok yaslanırsa Spartak hataya zorlar ve maçı çözer. Hücumda tehdit yaratacak Krasiç, Kuyt, Sow üçlüsü mutlaka hazır bir şekilde sahada olmalı. Kura zor ama Şampiyonlar Ligi'nin olayı bu zaten. Artık futbolda Avrupalılaşmanın zamanı geldi. Yoksa yine maç sonrası gazetelerde bireysel hatadan gol yedik yazık oldu klişelerini görürüz. Hataya yer olmayan iki maç Fenerbahçe'yi bekliyor bugüne kadar Avrupa kupalarında vasatı aşamayan Aykut Kocaman'a çok büyük iş düşüyor.

9 Ağustos 2012 Perşembe

Vaslui: 1 - Fenerbahçe: 4

İstanbul'daki 1-1'in rövanşında Fenerbahçe ilk yarı Caner'le bulduğu golden sonra oyunun hakimiyetini yine Vaslui'ye teslim etti. Bekir ve Gökhan Gönül'ün müdahale edemediği topta Vaslui'nin beraberlik golü geldi. Müdahale edilemeyen acemice yenen bu gol yanında Vaslui'nin Fenerbahçe orta sahasını tek pasla geçmesi ve ceza sahası çevresinde çok rahat pas yapması da Fenerbahçe'nin ayrı bir handikapı oldu. Aykut Kocaman denemekten bıkmasa da orta sahada Cristian-Selçuk ikilisinin ne ofansif ne de defansif olarak oyuna etki edemedikleri çok açık. Orta sahanın bu etkisizliği defansı da çok çaresiz bırakıyor. Özellikle Krasiç'in de gelmesiyle yıllardır sağ kanatta içe katederek oynayan Mehmet Topuz  daha iyi oynayacağı orta sahaya kaydırılabilir. Her türlü Cristian'dan daha faydalı olur. Maça dönersek hakem penaltıyı çok kolay çaldı vermeyebilirdi. Vaslui gole çevirebilseydi çok daha sıkıntılı bir ikinci yarı izlerdik ki Volkan Demirel penaltıyı kurtararak maçın kaderini değiştirdi. Sonrasında Kuyt'ın çok klas attığı zor gol takımı rahatlattı. Sow'un golü de Kuyt'ın ilk golü gibi zor ve klas bir vuruşla geldi. Vaslui engeli aşıldı hem de skor aldatmacasına girmezsek beklenen de çok zor aşıldı. Bundan sonraki muhtemel rakipler Spartak Moskova, Dinamo Kiev, Braga, Panathinaikos ve Kopenhag. Açıkçası Vaslui maçlarındaki performanslara bakınca bu rakipler her ne kadar kamuoyunda makul gözükse de Fenerbahçe'ye sıkıntı yaratacak ekipler. Rusya ve Ukrayna'da ligler başladığı için Spartak ve Dinamo'nun gelmesi hazır takımlarla oynama açısından dezavantaj olur. Braga'da ters bir takım. En makul eşleşme Panathinaikos veya Kopenhag olur. Krasiç ve Yobo'nun da katılacak olması takımı rahatlatacaktır ama Şampiyonlar Liginde başarı isteniyorsa orta sahada Emre'nin boşluğunun çok kaliteli bir isimle doldurulması şart. Fenerbahçe'nin bu takımlara elense bile Uefa Avrupa Ligi gruplarına katılacağını da göz önüne alırsak orta saha transferinin ne kadar gerekli olduğunu görüyoruz. Hatta ve hatta 18'e bile giremeyen Bienvenu yerine takıma faydalı olacak bir forvet daha alınması gerekecek.