29 Mart 2010 Pazartesi

Belediye Cezayı Kesti


Uzun süredir kamuoyunun takılmasını beklediği Bursaspor Cuma akşamı İstanbul'da 3 puan bıraktı. Hem de kime? Geçen sene neredeyse kendileriyle aynı konumdaki şampiyonluğun en büyük adayı Sivas'ı yenerek alt üst eden İstanbul Büyükşehir Belediyespor'a. İbb bunu gelenek haline getirdi. Her sene yukarı tırmanmaya çalışan Anadolu takımlarına çelme atıyorlar. Umarım Bursa'nın sonu da Sivas gibi olmaz. Paniğe kapılmamaları lazım çünkü hala en avantajlı ekip onlar ve bütün maçlarını alırlarsa şampiyonlar. Bu hafta Antalya'yı mutlaka yenmeliler yoksa bu moral bozukluğu onları geriye götürür. Ertuğrul Sağlam'ı stresli bir hafta bekliyor. İbb'de ise Abdullah Avcı sınırlı kadroyla ve seyirci desteği olmaksızın neler yapabileceğini gösteriyor. Acaba sezon sonu bir şehir takımı uyanıp onu teknik direktörlüğe getirir mi?

24 Mart 2010 Çarşamba

Özhan Canaydın


Özhan Canaydın Galatasaray'ın en centilmen başkanıdır bana göre. Kaliteli duruşu, polemiklere ve kuru gürültüye hiçbir zaman prim vermeyen yapısı sayesinde sadece Galatasaraylıların değil bütün spor camiasının gözünde saygı duyulan bir yer edinmiştir. Canı sıkılınca klasik yöneticiler gibi zehir zemberek açıklamalar yapmaz çok sevdiği Altınoluk'a gider orada huzur bulurdu. Yönetici adı altında futbolu bilmeyen, centilmenlikten bihaber, lafla peynir gemisi yürütmeye çalışanların kendine örnek alması gereken bir spor adamı idi Özhan Canaydın. Ailesinin ve spor camiasının başı sağolsun, toprağı bol olsun.

23 Mart 2010 Salı

Tek Eksik Kupa


Timsah yürüyüşüne devam ediyor. Denizlispor'u evlerinde 2-1'le geçerek şampiyonluğa bir adım daha yaklaştılar. Ozan İpek'in attığı rövaşata gol çok güzeldi. Sercan'ın golünde de kaleci Ivankov'un oyunu hızlı ve akıllıca başlatışı ile 2 pasta golü buldular. Artık Galatasaray'la puan farkı 5'e yükseldi. Haftaya İstanbul Büyükşehir Belediye maçında tribünleri Bursalılar doldurur ve kendilerini deplasmanda hissetmezler. Ama yine de çok dikkatli olmaları gerekiyor. İbb favori olmadığı maçları sürpriz bir şekilde alabilen bir takım ve unutmamak lazım ki geçen sene Sivas'ı şampiyonluk yolunda raydan çıkarmışlardı.
Bursa oyuncuları, teknik kadrosu, yönetimi, camiasıyla şehir olarak şampiyonluk havasına girdi. Bundan sonra yapacakları tek iş konsantrasyonlarını kaybetmeden kazanmak. Bu fotoğrafta Ertuğrul Sağlam ve başkan İbrahim Yazıcı şampiyonluk sonrası poz vermişler gibi yanlarında bir tek kupa eksik. 8 hafta sonra o eksik de tamamlanırsa şaşırmamak lazım.

21 Mart 2010 Pazar

Trabzon Güneş'li


Trabzonspor, Galatasaray'ı 1-0 yendi. Emre Güngör'ün defansta yaptığı hatayı Colman affetmedi. Arda'nın oynamadığı maçlarda Galatasaray rakibin kilidini açmada büyük sıkıntı yaşıyor. Keita zaman zaman iyi oynasa da Elano'nun sahaya çıkıp maç kazandırdığı bir performans göremedik bu sezon. Dos Santos ve Jo da maça ağırlığını koyamıyorlar. Baros ve Kewell'ın maç kazandırma özelliği vardı. Bu oyuncuların eksiklikleri bu yüzden Galatasaray'ı sarstı. Bugün Rijkaard 1-0 gerideyken yine Elano'yu yanına çağırdı ve Baros'u sahaya sürdü. Oysa açı çevirmek adına Elano yerine Barış Özbek-Mustafa Sarp ikilisinden birini çıkarıp risk almalıydı.
Trabzonspor, Şenol Güneş'in gelişiyle yakaladığı çıkışı sürdürüyor. Pozitif bir futbol oynuyorlar. Kaleci Onur Kıvrak, Giray Kaçar, Ceyhun Gülselam, Umut Bulut Şenol Güneş geldiğinden beri büyük aşama kaydettiler. Bugünkü maçta Şenol Güneş'in tek yanlışı Engin Baytar'ı sol kanada çekmesiydi. Bu hamleyle Cale savunmada yalnız kaldı ve Dos Santos oradan tehlikeli ataklar geliştirdi. Trabzonspor Şenol Güneş'le seneye şampiyonluğa oynar ancak birkaç tane büyük takımlarda oynayabilecek oyuncu almalılar. Teofilo gibi Trabzon'un kalitesine yakışmayan zayıf halkalarla yollar ayrılmalı.
Galatasaray bugün yenilse de haftaya derbide Fenerbahçe'nin işi çok zor. Çünkü Galatasaray daha iyi oynuyor ve derbide kendi sahalarında olacaklar. Arda da bu maça yetişir.
Bugünkü skor en çok Bursa'ya yaradı. Maç eksiğiyle 2 puan öndeler ve yarın Denizli'yi de yenerlerse 5 puanlık müthiş bir avantaj yakalayacaklar.

20 Mart 2010 Cumartesi

Guiza İşbaşı Yaptı


Neredeyse gol pozisyonu olmayan maçta Fenerbahçe Kadıköy'de Gaziantepspor'u 1-0 yendi. Maçta kayda değer tek şey Guiza'nın güzel golüydü. Bugün maça çok istekli başladı ve attığı golle adeta silkindi. Fenerbahçe'nin asıl sorunu Alex'in, Guiza'nın ayağına bakması değil aslında. Asıl sorun büyük paralar harcanarak alınan bu oyuncuların etrafına o kalitede oyuncular serpiştirilememesi. Alex'i Guiza'yı alıp yanına Vederson,Selçuk, Bilica ve bu ayardaki vasat oyuncuları koyunca harcadığınız paraları sokağa atmış oluyorsunuz. Fenerbahçe'nin yine hiçbir organize atağı ve sistemi yoktu. Daum sezon başından beri Özer, Mehmet Topuz, Semih ve Deivid'i verimli kullanamıyor.
Gaziantepspor'un ligdeki çoğu takıma nazaran iyi kadrosu ve iyi bütçesi olmasına rağmen Jose Couceiro bu göstergelere yönelik bir atılım gerçekleştiremedi. Takımda bireysel olarak sivrilen isimler Olcan ve Murat Ceylan. Özellikle Murat Ceylan'ı ileride büyük bir takımda görebiliriz.
Fenerbahçe haftaya Ali Sami Yen'de Galatasaray karşısında da böyle oynarsa galibiyeti rüyasında görür. Kazansalar bile şampiyonluk şansları düşük. Bütün sezon iyi oynadığınız 3 maç bile yokken şampiyon olmayı ummak kulağa hiç gerçekçi gelmiyor.

Üzülme Be Hocam


İkinci yarısı oldukça tempolu geçen maçta Kasımpaşa ile Beşiktaş 2-2 berabere kaldı. Kasımpaşa'nın Gökhan Güleç'le öne geçişi, Mustafa Denizli'nin Tabata hamlesi ile maçın 2-1'e gelmesi ve Yılmaz Vural'ın Şahin hamlesiyle tekrardan 2-2 'yi yakalaması son yarım saate gerçekleşti. Bu süreçte iyi mücadele vardı. Beşiktaş'ın Tello'yla bulduğu ilk golde oyuna henüz giren Tabata'nın, Bobo'yla yaptığı verkaç ve topu rakibinin bacak arasından Tello'ya ikram edişi çok güzel organizasyondu. Nihat ise oyuna girdikten sonra yine bir katkı sağlayamadı. Beşiktaş'ın yediği iki gol de birbirinin aynı. İlkinde Ekrem Dağ, ikincisinde İbrahim Kaş kucaklarındaki rakip forvetleri döndürüp gollere seyirci kaldılar. Beşiktaş'ta Necip yine ilk 11'de başladı ve böyle şans bulmaya devam ederse Fink'i aratmaz. Kasımpaşa'da ise Şahin oyuna daha önceden ve yorulup oyundan düşen Cenk İşler'in yerine girseydi belki bir puandan fazlasını alabilirlerdi. Kasımpaşa'da Yekta oynadığı savaşçı futbol ve güzel pasları ile transfer sezonunda dikkat çekeceğe benziyor. İkinci gol de onun eseriydi zaten. Bu arada maçtaki ilk golü atan Gökhan Güleç, Trabzon'daki Burak Yılmaz, Gaziantep'teki Serdar Kurtuluş genç yaşlarında Tigana'nın Beşiktaş'ında önemli çıkışlar yakalamışlardı oysa şimdi nerdeler..
İyi oynamayan ama iyi mücadele eden Beşiktaş bu sefer mücadelesinin ödülünü 3 puan olarak alamadı. 0 puanla devraldığı takımı düşme hattından yukarı çıkaran hem de her fırsatta güzel futbol oynamayı ve ligin marka değerini arttırmayı amaçladıklarını söyleyen Yılmaz Vural'a tebrikler. Fotoğrafta da Yılmaz Vural, Mustafa Denizli'yi ''Üzülme be hocam.'' diye teselli ediyor sanki.

16 Mart 2010 Salı

Yeni Lider Bursa


Türkiye Futbol Federasyonu bugün yaptığı toplantı sonrasında olaylar nedeniyle yarıda kalan 24. haftadaki Diyarbakırspor - Bursaspor maçını Bursaspor'un hükmen 3-0 kazandığını açıkladı. Böylece Bursaspor 55 puanla ligin yeni lideri oldu. Haftasonu düşme hattında son kozlarını oynayan Denizlispor ile maçları zor geçer ama kazanırlarsa önleri çok açık. Artık şampiyonluk havasını koklayan seyircileri önünde 5 maçları var. Geriye kalan 3 deplasman Belediye, Gençlerbirliği ve Galatasaray. Beşiktaş ve Galatasaray'la berabere bile kalsalar diğer maçlarını kazanmaları şampiyon olmalarına yetebilir. Tabii ki diğer maçlardan galibiyet alacaklarının garantisi yok ama gerçek şu ki Bursaspor yıllardır beklenen Anadolu devrimini yapmaya hiçbir takımın olmadığı kadar yakın.

Kartal Zirveye Bakıyor


Beşiktaş, Denizlispor'u deplasmanda Holosko'nun korner sonrası oluşan karambolde fırsatı iyi değerlendirmesiyle 1-0 yendi. Mustafa Denizli bile oyundan memnun olmadığını söyledi maçtan sonra. Beklerde İbrahim Üzülmez ve Kaş varken orta sahada Toraman-Fink-Ekrem-Tello oynarken bu takımdan üretken ve zengin bir futbol ortaya koymasını bekleyemezsiniz. Ama bu maçta Beşiktaş'ın esas isteği deplasmandan 3 puan alıp Fenerbahçe'yi altlarına alarak zirveye bir adım daha yaklaşmaktı ve bunu başardılar. Bu maçla 51 puana yükseldiler ve lider Galatasaray'la aralarındaki fark yalnızca 2. Geçen sene olduğu gibi puan sıralamasında gerideyken ve herkes yarıştan koptu derken yine sonradan açılıp zirveye ortak oldular. Elindeki kadro Galatasaray ve Fenerbahçe'den daha kötü olsa da Mustafa Denizli zirveden uzaklaşmıyor. Geçen seneki şampiyonluğun mimarları Bobo-Holosko ikilisini bozmazlarsa gol yollarında önceki maçlarda yaşadıkları sıkıntıyı yaşamazlar. Biraz Tello biraz Yusuf da katkı verirse maçları daha rahat kazanacaklar. Bu sezon ne Delgado ne yerine gelen Tabata ve ne de büyük umutlarla gelen Nihat'ın takıma katkı yapamaması hayal kırıklığı. Buna rağmen Beşiktaş'ı zirve yarışında tutan, rakiplerine göre daha iyi yaptığı şey kötü oynadığı veya kaybettiği maçlarda bile mücadeleyi bırakmaması.
Galatasaray ve Bursa'ya nazaran Beşiktaş'ın şampiyonluk şansını zayıf görüyorum. Mustafa Denizli kurt hocadır ama takımla çok oynuyor ve bu dağınıklık takımın belli bir istikrar ve düzen oluşturmasını güçleştiriyor. Yine de sürprizleri sever Denizli. Şampiyon olma şansını sonuna kadar kullanır. Şampiyon olamasa da şampiyonu belirler.

15 Mart 2010 Pazartesi

Galatasaray:3 - Ankaragücü:0


Galatasaray, Ankaragücü'nü Jo, Keita ve Baros'un golleriyle 3-0 yendi. Galatasaray yönetimi özellikle de transferlerin kilit ismi Haldun Üstünel getirdiği futbolcularla ne kadar övünse az. Avrupa'da üst düzey liglerde oynayan futbolcuları Türkiye'ye getirmeleri diğer kulüplere de örnek olmalı. Galatasaray'da Keita bugün maçın adamıydı. Bütün gollerde imzası vardı. Performansı ve taklalarıyla Lille'deki yıllarını hatırlattı. Galatasaray bugün Arda'sız ve Kewell'sız 11'iyle bile çok rahat bir galibiyet aldı ve bu sene bu lige fazla olduğunu gösterdi. Oyuna sonradan giren Baros'un golle dönmesinin uzun süre forvet sıkıntısı yaşayan Galatasaray'a nefes aldıracağı kesin.
Ankaragücü ise geniş oyuncu rezervinin ve Rothen, Sapara, Vittek, Vassell, Geremi gibi icabında büyük takımlarda bile oynayabilecek yabancı oyuncularının varlığına karşın ısrarla futbol adına ortaya bir şey koymamakta direniyor. Roger Lemerre'in şu ligde şu kadroyla şimdiye kadar en kötü 3-4 galibiyet alması lazımdı. Bu gidişin sonu hayra alamet değil.
Galatasaray bu kadrosuyla bütün maçlarını fazla da zorlanmayarak alabilecek güçte. Yeter ki Rijkaard işleri yüzüne gözüne bulaştırmasın. Bence şampiyonlukta en büyük rakipleri ne Beşiktaş ne de Fenerbahçe. Şu anki görüntüde bir tek Bursa onları zorlar gibi gözüküyor. Galatasaray yerli-yabancı bu kadar geniş ve kaliteli bir kadroya sahipken şampiyon olamazsa gerçekten de sürpriz olur. Yine de geçmiş maçlarda gördük ki her takım puan kaybedebiliyor ve daha 9 hafta var. Bakalım bu 9 hafta sonunda ortaya beklenen sonuç mu çıkacak yoksa bir futbol sürprizi mi göreceğiz?

Bursa Yola Devam Ediyor


Bursaspor bugün şüphesiz sezonun en iyi oyununu oynamadı ama sahada sürekli mücadele eden bir görüntü çizdi. Özellikle yaptıkları hücum presle rakiplerini sürekli hataya zorladılar ve Manisaspor'u 2-0 yendiler. Özellikle ikinci yarı Bursaspor seyircisi desteğiyle takıma itici güç oldu. Ertuğrul Sağlam'ı böyle iyi futbol oynayan, dinamik bir takım oluşturduğu için, Ergic, Batalla gibi kaliteli yabancı oyuncuları bulup Bursa'ya kazandırdığı için tebrik etmek lazım. Bursa'nın başarısındaki önemli etkenlerden biri tipik anadolu takımı gibi tek bir futbolcu üzerine oynamaması ve birden fazla oyuncunun maçı kazanmak adına sorumluluk alması. Bu sene oynadığı futbolla milli takıma kadar yükselen Volkan Şen iki maçtır takımda yok ama buna rağmen takım yokluğunu hissetmiyor ve kazanmaya devam ediyor. Sercan Yıldırım, Turgay Bahadır, Ali Tandoğan, Batalla, Ozan İpek ve bugünkü golleri atan Ömer Erdoğan ile penaltıcı kalecileri Ivankov bile yeri geldiğinde sorumluluk alıp takıma maç kazandırabiliyor. Galatarasay karşısında işleri zor da olsa Bursaspor maçlarını kazandıkça rakiplerinin puan kaybedip kaybetmemesi onları etkilemeyecek. Artık şampiyon olabilmek için kaderlerini kendi elleriyle yazacaklar.