Transfer sezonu başladı. Kulüpler bir bir anlaştıkları oyuncuları açıklıyorlar. Bu yılın öncekilerden farkı 3 büyüklerin elini çabuk tutması oldu. Eskiden kamplar biter transferler ancak takıma katılırdı. Bu yıl ise kampa tam takım gitme düşüncesinin hakim olduğunu görmek sevindirici.
Beşiktaş, Trabzon'la sözleşme uzatmayan Egemen Korkmaz'ı aldı. Birinci sınıf bir stoper olmasa da Türkiye çapında iyi bir alternatife sahip oldular. Gençlerbirliği'nin forveti Mustafa Pektemek'i 4milyon euro + Ali Kuçik karşılığında transfer ettiler. Pektemek birkaç yıldır adından söz ettiren yetenekli bir oyuncu ancak 11'de ne kadar şans bulabilecek orası soru işareti..Ali Kuçik ikinci yarı Buca'daki performansıyla aslında kolay gözden çıkarılacak bir oyuncu olmadığını gösterdi, Gençlerbirliği'nde başarılı olabilir. Bunların yanında Rapid Vien'den Veli Kavlak ve Tanju Kayhan, Leverkusen'den ise Burak Kaplan alındı. bu 3 transfer kadro şişkinliği yaratacak gibi duruyor, gereklilikleri tartışılır.
Fenerbahçe, Karabük'ten Emenike'yi 9 milyon euro karşılığında transfer etti. Emenike'yi basın sezon boyunca fazla abarttı. Şampiyonlar liginde oynayacak bir takım böyle yüksek bir bedeli gözden çıkarmışken neden avrupa çapında bir forvet almadı anlamak çok güç. Gençlerbirliği'nden Orhan Şam 3.5 milyon euro karşılığında alındı. Sağ bek olarak adı geçse de esas mevkiisi stoper defans için iyi bir takviye. Kayseri'nin milli stoperi Serdar Kesimal de Fenerbahçeli oldu. Serdar bu seneki performansıyla öne çıkan defanslardan biriydi, faydalı olacaktır.
Galatasaray, teknik direktörlüğe Fatih Terim'i getirerek transfer piyasasına hızlı giriş yaptı. Selçuk İnan'ı bonservis ödemeden transfer ettiler. Trabzonspor'u Burak Yılmaz'la birlikte zirveye taşıyan Selçuk milli takımda da düzenli oynamaya başladı her şeyden de öte Galatasaray'ın ihtiyacı olan bölgenin oyuncusu olması bu transferi önemli kılıyor. Forvete geçen sezon Bolton'da oynayan İsveçli Elmander'i aldılar. Kariyerine bakıldığında fazla gol atmış olmasa da İngiltere liginde düzenli oynamış, fiziği güçlü bir oyuncu olduğu için Türkiye'de eskiye nazaran daha çok gol atması sürpriz olmayacak.
30 Mayıs 2011 Pazartesi
21 Şubat 2011 Pazartesi
Beşiktaş: 2 - Fenerbahçe: 4
Maç öncesi bütün veriler Fenerbahçe galibiyetini işaret ediyordu. Beşiktaş'ın tek avantajı maçın İnönü'de olmasıydı. Ama yine herkes tuzağa düştü ve derbi maçların favorisi olmayacağını unuttu. Fenerbahçe golü erken buldu Dia topu direğe değil kaleye atabilseydi belki de çok erkenden maç bitecekti. Ancak Beşiktaş birden skoru 2-1 e getirdi ve rakibi üzerinde baskı kurdu. Almeida karşı karşıya golü atabilseydi favori olmadıkları bu maçı kazanacaklardı belki de. Takım oyuna ağırlığını koymuşken topsuz alanda Lugano'ya dirsek atan kırmızı kart gören ve penaltıya sebep olan Ferrari'nin yaptığı takımını sabote etmekten başka bir şey değildi. Bu pozisyondan sonra Fenerbahçe tamamiyle oyunda hüküm süren taraftı. Beşiktaş'ı çok seven Alex yine sahneye çıktı ve hat trick yaptı. Kafayla attığı gol ve Dia'nın harika pasında Rüştü'yü yatırarak attığı gol birbirinden güzeldi. Beşiktaş adına Ekrem Dağ'ın attığı gol de jeneriklikti. Ancak gol bir yana Schuster'in istikrarlı bir Hilbert dururken maç eksiği olan Ekrem'i tercih etmesi Dia'nın o kanatta etkili olmasına yol açtı. Bütün sezon 11 de yer almış Sivok dururken maçın olay adamı Ferrari'yi tercih etmek heralde gecenin yanlışı oldu. Schuster'in bir başka yanlışı Fenerbahçe maçlarını boş geçmeyen Bobo'yu maç kadrosuna almamaktı.
Fenerbahçe'nin ilk golün ardından fırsatları değerlendirememesi 2.golü bulamaması az kalsın öne geçtiği maçta puan kaybetmesine yol açıyordu. Özellikle Dia topu harika taşımasına ve çok rahat adam geçmesine rağmen son vuruşlarda çok etkisiz. Sakatlık sorunları yaşayan Mehmet Topuz, Gökhan Gönül ve Emre fazla etkili olamadılar. Ancak Alex son yarım saat ağırlığını koyarak maçı çevirmesini bildi.
Beşiktaş tarihin en iyi kadrosunu kurmuşken en kötü sezonunu yaşayan Galatasaray'la aynı puanda olmasının değerlendirmesini iyi yapmalı. Schuster bugüne kadar rakipleri defans yapmakla çağdışı futbol oynatmakla suçladı ama kendisi bu takıma ne kattı acaba zira elinde yıldızlarla dolu geniş bir kadro var.
Fenerbahçe 6 maçtır kazanıyor zor rakipleri geçti ancak kolay gözüken maçları hafife almamalı önceki sezonlarda şampiyonluklar hep kolay denilen maçlarda kaybedildi.
15 Şubat 2011 Salı
Üzülmez Diye
İbrahim Üzülmez sözleşmesi feshedildikten sonra veda için bir basın toplantısı düzenledi. Aslında bu toplantıyı yalnız başına yapması bekleniyordu ama Yıldırım Demirören de toplantıya katıldı. Şüphesiz ki bu Üzülmez'in daha temkinli konuşmasına neden oldu. Başkan bu toplantı için türk futbol tarihinde bir ilk dedi birkaç kez. Gerçekten de söylenenlerle yapılanların bu kadar zıt olması açısından tarihe geçebilecek bir toplantıydı! Gösterilen gerekçeler o kadar temelsiz ki başkanın gösterdiği samimiyete inanmak oldukça güç. Söylenene göre Toraman'ın ortaya ettiği küfrü üzerine alınmış ve devre arasında ve de kaptan olduğu (bu iki gerekçe özellikle vurgulanıyor) halde yumruk atarak karşılık verdiği için bileti kesilmiş Üzülmez'in. Beşiktaş dünyada izlenen bir kulüp olduğu için bu karar alınmalıymış. Tabii fazlaca tutarsızlık var. Basın toplantısında daha önce kulüpte yaşanan benzer olaylar hatırlatıldığında, bizim dönemimizde değildi, antrenman sahasındaydı onlar bu devre arasında oldu yapacak başka bir şey yoktu gibi tatmin etmeyen cevaplar verildi. Daha iki gün önce federasyon başkanı Özgener'e demokrasi yok mu adalet nerede diye bas bas bağıran başkanın takım arkadaşına küfür eden Toraman'a bir ceza vermeden sadece Üzülmez'in biletini kesmesi hiç de adil olmadı.
İbrahim Üzülmez yaptığı yanlışın farkında ancak çok efendice belirttiği güzel bir nokta var ''Onca hocayla futbolcuyla çalıştığım halde neden sadece bir kişiyle sorun yaşamışım?'' diye soruyor basın mensuplarına haklı da.
Yönetim bu konuyu kulüp içinde çözmeliydi. Ceza verilecekse ise olayın iki tarafı da bundan nasibini almalıydı. İbrahim ''Üzülmez'' diye sadece onun kaptanı olduğu yıllardır oynadığı takımdan sezonun ortasında apar topar kapının önüne konmasının açıklanır bir tarafı yok. Seni şimdi gönderiyoruz ama gel sezon sonu jübile yapalım, altyapıya hoca ol sözleri ise önümüzdeki tabloya bakınca komik ve samimiyetsiz geliyor.
Gerçekten de tarihe geçecek bir basın toplantısı oldu.
İbrahim Üzülmez giderken buruk bir şekilde böyle olmasını istemezdim hakkınızı helal edin dedi ve gitti.
Çok yetenekli değildi ama canla başla oynayan adam gibi adamdı Deli İbrahim böyle gönderilmeyi haketmedi.
Beşiktaş taraftarı elbet kendince değerlendirmesine yapıp gereken tepkiyi gösterecektir.
Ancak hakemlerden federasyondan adalet bekleyenler öncelikle kendi adalet anlayışını bir sorgulamalı.
31 Ocak 2011 Pazartesi
Balıkesirspor:1 - Eyüpspor:3
Bu soğukta tribünlerdeki yerimizi alıp Balıkesirspor'dan 3 puan beklediğimiz maçın sonu hüsran oldu. Aslında eldeki malzemeye bakınca açıkça gördük ki biraz fazla iyimser davranmışız. Ne sağ bekteki Fatih Kara ne sol bekteki Emre Bayraktarbaşı hücuma destek olmalarını geçtim asıl görevleri savunmayı bile yapmaktan acizler. Orta sahanın ortasında oynayan Aytekin-Yunus ikilisi de bölgelerinde hiç etkili olamadılar. Özellikle 10 numaralı formayı taşıyan kaptan Yunus'un performansı beklenenden çok uzak. Takımın en iyisi izleyince işte futbolcu dedirten oyuncusu sağ kanatta oynayan Emre İşçiler ona forvetler Ali Öztürk ve Sinan Uzun eşlik etmeye çalışsalar da takımın geri kalanında vasatın üstüne çıkan olmaması bu üçlünün verimini düşürüyor.
Eyüpspor'un ara transferde aldığı eski Beşiktaşlı Ahmet Dursun dikkat çeken fazla kilolarına rağmen attığı iki golle 2.ligte idare edeceğini gösterdi. Eyüpspor'da bir başka tanınan isim eski Galatasaraylı İlyas Kahraman. O da eski günlerinden uzak olsa da tecrübesiyle sahada ayakta kaldı.
Hakem verdiği ve vermediği penaltılarla büyük tepki çekti. Özellikle Balıkesir aleyhine çaldığı penaltılarla maçı çığrından çıkardı. Ancak hakemin de ötesinde Balıkesirspor yanlış hoca tercihiyle takımı baştan aşağı değiştiren, sıradan oyuncularla doldurdan transfer politikasıyla play off oynama şansını aslında sezon başında çöpe atmıştı. Bank Asya'ya yükselmek için seneye iyi bir yapılanma içine girilmeli. Ucuz diye vasıfsız oyuncularla takımı doldurmak yerine Bank Asya tecrübesi olan değerli, kaliteli birkaç oyuncu alma yolunu seçmek doğru olur. Tabii takımın başına tecrübeli ve vizyonlu bir hoca bulmak öncelikli şart.
29 Aralık 2010 Çarşamba
Erkut Taçkın - Beyaz Ev
Çoğu kişi bilmese de Erkut Taçkın Türkiye'de rock müzik denince ilk akla gelmesi gereken insan aslında. Rock'n'Roll şarkılarını 1954'te ülkemize getiren, insanımıza sevdiren, tarzıyla sahnedeki havasıyla sağlam bir adam. Hızlı şarkıları daha meşhur olsa da burada 1975'te piyasa çıkmış Beyaz Ev diye bir ağır şarkısı var ki mutlaka dinlemeniz lazım. http://www.youtube.com/watch?v=_CbK1SAjBe0
Erkut Taçkın - Beyaz Ev
bir balıkçı köyünde
seninle bir yaz
o evde kalmıştık
duvarları bembeyaz
o evde geçse bir ömür az
tüter gözümde aklımdan çıkmaz
orada tatmıştık mutluluğu
kaldı uzakta o en derin haz
o ev beni çagırır
gel gör gidemem sensiz
tavandan sarkan balıkçı ağları
yemeğimizi paylaşan o küçük kedi
gözümün önünde daha dün gibi
o evde geçse bir ömür az
tüter gözümde aklımdan çıkmaz
orada tatmıştık mutluluğu
kaldı uzakta o en derin haz
sen güneşin doğuşunu ilk kez o evde gördün
senin yüzünü bir ben güldürdüm
şimdi ise o ev çok uzak
çok uzak o yaz
o evde geçse bir ömür az
tüter gözümde aklımdan çıkmaz
orada tatmıştık mutluluğu
kaldı uzakta o en derin haz
o ev beni çagırır
gel gör gidemem sensiz
hatırladın mı
o balıkcı köyünde seninle bir yaz
küçücük bir evde kalmıstık
duvarları bembeyaz
12 Aralık 2010 Pazar
Ankaragücü: 2 - Fenerbahçe:1
Ankaragücü daha önce kupa maçında da yaptığı gibi 2.yarıda Fenerbahçe'nin üzerine gelerek maçı kazandı. Sestak'ın attığı 2.gol gerçekten jeneriklikti. Bütün sahayı topla geçip 4 kişinin arasından topu bıraktı Volkan da garip bir şekilde seyretti. Fenerbahçe'nin sezon geneline baktığımızda hep ilk yarılarda istediğini yapan ve sonuca giden ikinci yarılarda ise skoru korumaya çalışan çoğu zaman bunu beceremeyen ve oyunu sıkıştıran bir tarzda olduklarını gördük. Aykut Kocaman maç berabereyken veya Fenerbahçe gerideyken oyuncu değişikliği yapma konusunda çok geç kalıyor ve genelde değişiklikleri yanlış yapıyor. Niang'ın fizik gücünde 3 haftadır büyük düşüş olmasına rağmen yerine Semih'i hiç düşünmemesi oldukça şaşırtıcı. Defans yapmasını bilmeyen zorlama sol bek Caner yenilen ilk golde başroldeydi. Andre Santos da o bölgeye çare değil. Aslında sezon başında gerçek bir sol bek almadan lige başlamanın faturasını ödüyor Fenerbahçe.
Diğer can alıcı nokta da skora etki eden oyuncu azlığı. Kanat oyuncuları ve orta saha oyuncuları skora o kadar az katkı yapıyor ki bütün yük en uçta oynayan Alex-Niang'a biniyor. Mehmet Topuz, Stoch, Dia bal yapmayan arı gibiler. Alex ve Niang'a baskı geldiğinde oyunu çözmesi gereken bu isimler maçı çevirecek kalitede değiller çünkü son vuruşlarda çok zayıflar. Hal böyle olunca ilk yarıda işi bitiremeyen Fenerbahçe hep ikinci yarılarda sıkıntı çekiyor.
Her ne kadar yönetimde devre arası transfere sıcak bakmasa da Fenerbahçe'nin transfere ihtiyacı var. Bir de büyük takım olduğunu hatırlamaya..
11 Aralık 2010 Cumartesi
Güzel Sahne
''Bu silahı ne zaman kullanırız bilir misin..
İçimizden birinin sonu geldiği zaman..
Daima bir şölenden sonra olur bu iş..
Önce ziyafet..
Sonra aşk..
Sonra da ölüm..''
7 Aralık 2010 Salı
İyi Ki Leman Sam Var
Leman Sam dün akşam Bahçeşehir Üniversitesi'nde idi. Yine aynı hep bildiğimiz o uzun kızıl saçlarıyla sahnedeydi. Söyleşi adı altında başlayan program sanatçının oldukça samimi davranışlarıyla birlikte kısa sürede arkadaş sohbeti havasına döndü. Hatta sanatçının esprili tarzı zaman zaman bu buluşmaya stand up gösterisi tadı da kattı. Bilindiği üzere ekranlarda fazla boy göstermeyen Leman Sam bu durumdan hiç de mutsuz değil. Gündemde olmamasına rağmen hiçbir sahnesinde, konserinde seyircisinin kendisini hayalkırıklığına uğratmadığını söylüyor. Leman Sam'a medyada daha çok yer alın sizi takip edemiyoruz diyenler, zahmet edip internetten bakarlarsa onun konserlerinden gayet rahatlıkla haberdar olabilirler. Yani illa medyatiklik değildir bu işin çıkar yolu ya da kendisinin de dediği gibi medyada yer almaması şarkıcının sahnelerden uzak olduğu anlamına gelmiyor.
Leman Sam'ın çocuklarını yetiştirme tarzı ve onlara karşı bakış açısı hakkında söyledikleri dikkat çekiciydi. ''Elbette çocuklarımın dünyaya gelmesinde bir aracıyım ama onların sahibi değilim.'' İkisi de müzikle uğraşan kızları Şevval ve Şehnaz'ı özgür yetiştirdiğini onların da kendisini pişman etmediğini belirtiyor. Genelde Şevval Sam tanınır ama büyük kızı Şehnaz Sam da müzisyenmiş ve 16 Aralık Taksim Mask'ta konser verecekmiş.
Gelelim en güzel kısma..Hoşbeş sohbet derken Leman Sam gelince şarkı söylemeden gitmesi olmazdı heralde. Anladım Ki Hiç Kimse Sen Değil'le başladı Olmasa Mektubun'u yarı Rumca yarı Türkçe söyledikten sonra bütün salonun bir ağızdan söylediği Rüzgar ve Gönül'le gecenin zirvesini yaptı.
Fazla söze gerek yok iyi ki Leman Sam var.
20 Kasım 2010 Cumartesi
Jolly Joker Balans'tan MFÖ Geçti
Dün gece Mazhar Fuat Özkan Jolly Joker Balans'ta konser verdi. İlk üç sarkı yavaş başladılar. Repertuar biraz Mazhar Alanson'un film müzikleri ve solo albümündeki şarkılara kaymış. Ama Ele Güne Karşı, Mazeretim Var Asabiyim Ben gibi klasikleşmiş Mfö şarkılarına dönünce ortamı ısıttılar. Mazhar Alanson'la Fuat Güner'in hafiften oturaklı tavrının aksine Özkan Uğur konser boyunca yerinde durmadı kendi coştuğu gibi izleyenleri de coşturdu özellikle de kendi bestesi Olduramadım'ı söylerken. Adamı izleyip sahnedeki enerjisine hayran olmamak elde değil. Ali Desidero -ki bence en güzel şarkılarıdır- çaldıklarında mekan sallandı. Yaşını başını almış Mfö'de şarkının sonunda kolkola girip zıp zıp zıpladı. Şarkıların çoğuna izleyenler eşlik etti ve neredeyse tüm konser boyunca herkesin eli havadaydı. Uzun lafın kısası dün gece Balans'ı dolduranlar Mfö'yle felekten bir gece çaldılar.
MFÖ - Ali Desidero
arkadaşları ali derler ali oturur bizim kahvede
yakmış abayı bir dilbere nefaset bişi fidan boylu
bizim ali pişpirik oynar mfö dinler maç seyreder
dedim ki abayı yakmış kıza bundan haberi yok kızın ama
aliiii ali desidero
kız cok güzel latif şirin hem kitap kurdu hem bir ahu
venüs mü desem afrodit mi eli yüzü düzgün bir içim su
elbetteki feminist bir kız metafiziğe de inanmakta
bir kusuru var yalnız kızın biraz entel takılmakta
optimis hem de pesimis biraz idealizmi de savunmakta
ali desidero aliii ali desidero
teoride desen zehir gibi pratik dersen sallamakta
bazen ben humanistim diyor bazen rasyonalist oluyor
değişik bir psikoloji bir felsefe idiotloji---idiot idiot idiotloji
bizim ali kahveden aynen kız oradan gelip gecirken
gözüne kestirip kafasına takıyor
bu benim diyor dokunanı yakarım
ne yapmalı ne etmeli bir oyunbazlık bir şeytanlık
kıza dalavere mi cevirmeli bu beraberlik nasıl olacak
ikisi de ayrı telden calıyor
centilmence mi yaklaşmalı familyasıyla mı tanışmalı bir bilene mi danışmalı
bu kız sanki bir buzdolabı
aliii ali desidero
ali kahvede oturup duruyor kızın gecmesini bekliyor
hatun kişi görününce köşeden mfö başlıyor aynen kasetten
alii ali desidero
matmazel mfö yü duyar duymaz bir an kendinden geciyor
ha bayıldı bayılacak derken ali kızın elinden tutuyor
ali kız bir klark çekiyor kahvedikiler ınının diyor
ınının ınının ınının ınınının ınının ınınııınııın
aliii ali desidero
kız pardon diyor başım döndü mfö yakar gönlümü
rica ederim gelebilir her genc kızın başına yardım edeyim size istersiniz
evinize götüreyim icabında
"ay nasıl oluur" "ben sizi hiç tanımıyorum ama
hem konu komşu ne der sonra merci giderim tek başıma hahah"
"olur mu ne önemi var" diyor oğlan
"yürüyelim işte ne çıkar bundan
hem sizinle de tanışmışız oluruz
hem konuşuruz şurdan burdan"
"ne kibar cocuk" diyor kız içinden "hem samimi hem vefalı yani
bir imtihan cekeyim şuna diyor serseri mi yoksa bir dahi mi"
"diyor felsefeyi sever misiniz" ali diyor "biz hep dönerciyiz"
"luther" diyor kız ,"machiavelli"
"şampiyon biziz "diyor ali "attığımız gollerden belli".
aliii ali desidero
kız anlıyor ki dünyalar ayrı ali'ye kibarca bir "bye bye"
ali diyor "hay hayyy"
gözü parlıyor aniden kızın,"şeytan tüyü var bu hınzırın"
ali anlıyor ki doğru yolda "hazırım" diyor buluşmaya
kız diyor ki "bu işler narin bugün olmaz ali belki yarıııınn"...
ali desidero aliiii ali desidero.
5 Kasım 2010 Cuma
Flört
Kim Bunlar - Atabarı şarkısını çoğu insan gibi siz de hatırlarsınız. İşte o Kim Bunlar daha sonra değişime uğradı ve Flört haline geldi. Cemiyette Pişiyoruz ve Yalnızlık Mevsimi gibi daha çok meraklılarının bildiği içinde harika şarkıların olduğu iki albüme imza attılar. Ve 2010 yazında Flört'ü vokal ve bas gitarda Ozan Kotra, gitarda Çağatay Kehribar, davulda Timsah (Hakan Çağlar)'dan oluşan son halinde Sevmez Olaydım şarkılarıyla televizyonda tekrar gördük. Şarkı beni ilk anda etkisi altına aldı ve ''Demli'' albümünü baştan sona dinler oldum. Gerçekten 10 şarkısı da birbirinden güzel içinde eskilerin esintilerini barındıran nefis bir albüm yapmışlar. Albümün ilk konserini önceki gece Ghetto'da verdiler sayelerinde 2 saat müzik ziyafeti çektik. Konser sonrası kuliste imza dağıttılar ve tüm samimiyetleriyle hayranlarıyla sohbet ettiler.
İkinci kliplerini Eski Dostum şarkısına çektiler ve konserde ilk kez gösterimi yapıldı yakında televizyonlarda izleriz ama şimdilik ilk klibi Sevmez Olaydım'ı referans olarak verelim: http://www.youtube.com/watch?v=3seUchujrWQ
Flört'ün Demli albümünü mutlaka dinleyin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)








































